Depresyonlu biri varsa çevrende önce ne yapmaman gerektiğini bilmelisin…

Mevsimsel ya da durumsal olarak zaman zaman depresyonun yükselme seyrini görürüz. Bana göre bir şeyi öğrenmenin en iyi yollarından biri öncelikle ne yapmayacağını bilmek. Yanlışlardan arınınca doğru kolay gelir zaten sana. O yüzden konu depresyonun ne olduğundan çok depresyonu olan birine ne yapmazsan faydan olacağına dair. Çünkü iyi niyetle yapılan, söylenen şeyler ona derman olmaktan çok onun karanlığını derinleştirir.

Bilmen gereken ilk şey depresif ya da çökkün hissetmekle depresyonda olmanın aynı şey olmadığı. Çünkü çok fazla insanın günlük dilde “Bu aralar depresyondayım”, “Arkadaşım depresyona girdi, destek olmam lazım” dediği durumların genelde içine düşülen geçici bir çökkünlük ya da depresif ruh durumu olduğunu görüyoruz. Bu neye neden oluyor? O kadar ciddi süreç ve sonuçları olan bir rahatsızlık sanki herkesin başına her an gelen ve çok kolay atlatılabilen bir durummuş gibi lanse edildiğinden bunu hastalık seviyesinde yaşayan insanları zor durumda bırakıyoruz. Durumun ciddiyetini kavramaya engel bir durum bu maalesef. 


Çevrende hiç majör depresyon hastası oldu mu mesela….

Çevrenizde hiç majör depresyon hastası bulundu mu bilmiyorum ama biraz anlatmak gerekirse. Depresyon hastası isen aşırı üzgün, yorgun ve kırılgansındır. Genellikle hiçbir şey yapmaya gücün olmaz. Depresyondaysan eskiden olan her şeye ilgini kaybedersin. İştahın azalabilir ya da yemekse seni rahatlatan aşırı kilo alabilirsin. 

Geleceğe dair umudunu kaybedersin, hayal kurmaz, plan yapmazsın. Hiçbir şeye karar veremeyecek kadar güçsüz, beceriksiz, değersiz ve yılgın hissedersin. Günler birbirinin aynıdır ve küçüle küçüle yok olmak istersin. Dışarda insanların yapabildiği en basit şeyler bile çok büyük ve zor görünür sana. Yapamadığın için kendini dışalar, sonra bu dışlanmışlıktan dolayı kötü hissedersin. 

Anlaman gereken şey durması gerektiği.

Birçok neden bir araya gelerek depresyonu tetikler. Dünyada sıkılığı yüksek bir hastalık bu ve çoğu insan bu dertten mustarip. Genellikle tek bir nedeni yok ama çevrende majör depresyona girmiş biri varsa anlaman gereken şey onun bir süre durması gerektiği. Depresyon gamsız ya da tembel hastalığı değil. Aksine hayatta her şeyi sırtlayan, her yere yetişmeye çalışan ve kendisine dinlenme hakkı tanımayan insanlar depresyona daha meyilli olabilir. Onu doğru anlamasan ona yardımcı olamazsın. 

Depresyon tanısı, süreçleri ve tedavisi ile bambaşka bir yazı konusu ama biz burada çevrende depresyona girmiş biri varsa nasıl köstek olmazsın onun peşindeyiz.

Düşün sevdiğin ve değer verdiğin biri derin üzüntü, yorgunluk ve karamsarlık içinde ve sen destek olmaya çalıştığında daha kötü olduğunu görüp ne yapacağını şaşırıyorsun. Nasıl oluyor bu? Bazı insanlar sessizliğe dayanamaz, boşluk doldurur gibi konuşur da konuşur. Biliyorum tıpkı sessizliğe katlanamama gibi bazı şeyleri söylemeden, bazı şeyleri yapmadan duramıyorsun ama şu sayacaklarımızdan uzak dur.

Sakın ha sakın ona kendini suçlu hissettirme.

Öncelikle ona kendini suçlu hissettirme. O kendini yeterince suçluyor merak etme. Parmağını kaldıracak hali yokken onu harekete geçirmeye çalışacak iyi niyetli söylemlerin suçluluğu arttırır. Ne gibi? Hadi danışan cümlelerinden örnek vereyim. Kötü düşünceleri çekiyorsun, olumsuz enerjiyle hareket etme, zayıflık sana yakışmıyor, senin psikolojin zayıf, sen bu durumu sevdin çıkmak istemiyorsun gibi cümleler alıp başını gidiyor. Şimdi bu düşeni kaldırmaya çalışmak mıdır, yoksa düşene bir de tokat atmak mıdır?

Psikolojik bir rahatsızlıkla mücadele ediyorlar psikolojileri zayıf değil. Üstelik beyinde belli yerleri etkileyip mutluluk hormonu dediğimiz seratonini salgılamadıkları için online terapist yardımı yanında ilaç desteğine de ihtiyaç duyabiliyorlar. Yani hem zihinle hem bedenle mücadele gerekirken sen ona istese çıkabileceği bir durumda mızmızlandığını söylüyorsun. Kendisi ile ilgili yetersizim diye düşünen depresyon hastasının söyleminin altını kalıncaaa çizmiş oluyorsun böylece. Geçici olarak tekerlekli sandalyeye mahkum birini düşün, tedavisini olmaya çalışırken yürüyemediği için kızıyorsun ona. Ya da virüslü birine çıkar at artık o virüsü nefes al be kardeşim, istersen yaparsın diyorsun. O ne duyuyor biliyor musun? Suçlusun hem hasta olduğun hem aşamadığın için. Ya çık işin içinden ya kuyunun en dibine düş başarısız!...

 

Neden mutlu olmayı beceremiyorum? Neden elimdekilerle mutlu olamıyorum?

Depresyon onu seçimi değil. Durmak istediği için durmuyor. Gidecek başka yeri yok. İnsanlar kişilikle alakalı ya da güçlü/zayıflık belirtisi bir durum olarak nitelediklerinde onlar bile buna inanmaya başlıyor. Neden mutlu olmayı beceremiyorum ben. Neden elimdekilerle yetinemiyorum? 

Elinde avucunda pek de bir şey olmayanlar depresyona girmez sanıyorsan o da ayrı bir yanılgı. Depresyon burjuva rahatsızlığı değildir efendim. Sabah işe gitmek, anne/baba olmak, okulu bitirmek, evi geçindirmek zorunda olsan bile bu hastalık kapına dayanıp seni olduğun yere bağlar. Nedenler bir araya gelsin yeter ki. Şartların izin vermese de zihnin geçişleri kapatır. İşe gitsen, ebeveynlik yapıyor görünsen ya da sorumlulukların için çabalasan da boşa kürek çekersin. Aradaki fark nedir hasta olduğun bilir ama kimseden zaman isteyemezsin. Belki tek fark budur. 


Kıyas yapma…

Zaten burada ağır bir kıyas yok mu? Kıyasla ölümü gösterip sıtmaya razı etmek. Üzgünüm sıtma sıtmadır! Elindekilere bak yetin, şayet elindeki fazla ise elindekilerle şükretmeyi bil. Bak dışarıda insanlar nelerle boğuşuyor şükret. Acısını sıradanlaştır, meşrulaştır böylece iyice içine gömüp izole etsin kendini. 

Gerçekten mutlu olmak, çıkmak istiyorlar ama yapamıyorlar. O yüzden onlara geçer demek de bir işe yaramaz. Geçsin istiyor ama geçmeyeceğine inanıyor. Gücü yok çünkü. Yüz ifadesine bile sinmiş hastalık baksana, göz altları çökmüş, morarmış, çizgileri derinleşmiş, solgun ve uzak bir bakış var göz bebeklerinde. 

Her yaptığım yanlış mı diyorsun belki? Hayır değil. Biliyorum ayağa kalksın istiyorsun. Sevdiğin birinin bu kadar acı çekmesi seni mahvediyor. Ama senin iyi taraflarına bak, geçer, ailen var, arkadaşların var, ayağa kalk diye direttiğin kişi uyuyamıyor, yediği yemeğin tadı yok, sabah uyandığı an yok olamadığı için üzülüyor ve etrafında gördüğü tek şey karanlık.

O kadar uzun süre savaşmış ki savaşmak istemiyor.

Belki o kadar uzun süre ayakta kalmak zorunda kalmış ki biraz yıkılmaya ihtiyacı var. Güçlü durmak, savaşmak istemiyor. O kadar uzun süre savaşta kalmış ki senin savaş demen onu daha da karanlığa sürüklüyor. Kendini bırakıp sana ve sevdiklerine sığınmak, sizden bu süre için talepte bulunmak istiyor. 

Profesyonel yardıma ihtiyacı olabilir. Hem terapi hem de ilaç yardımına hatta…

Yardım etmek istiyorsan onun da durumu kabul edip yardım istemesi gerekiyor. Eğer ileri düzeyde yaşıyorsa bu durumu hem terapi hem ilaç desteği almalı. En doğru süreç böyle işler o yüzden yardım almaya hazır olduğunda teşvik et ve yardım sürecini takip edip doğru şekilde hareket et. 

Konuşuyorsa dinle, konuşmuyorsa zorlama….

Yardım gerektirmeyecek kadarsa ve sen etrafında isen o talep etmedikçe ona öğüt verme. Belki de istediği tek şey sessizliktir. Eğer konuşuyorsa dinle, kelimelerden çok can kulağı ile dinlediğini belirten gözlerine ihtiyacı vardır belki. Söylediklerinle merhem olmaya çalışıyorsun ama anlaşıldığını görmek, tüm o hallerine rağmen değer görmeye layık olduğunu hissettirmek o kadar iyi gelecek ki ona. 

Güçlü zayıf yanları ile sevildiğini bilsin.

Yalnız kalmak istediğinde üzerine düşme. Naz yapmıyor, üstele diye yapmıyor. Elbette riskli bir durumda varsa hissettirmeden takip edersin ama onu boğma. Alan aç ve o alanda yayılmasına izin ver çünkü ihtiyacı olan bu. Bırak kendini, uyuyacaksan uyu, yiyeceksen ye, ağlayacaksan ağla, susacaksan sus de. Ben buradayım ve seni seviyorum de. Güçlü ve zayıf tarafları ile sevildiğini bilsin. 

Alan tanı ona. O kendisine tanısaydı vakti zamanında böyle olmazdı inan.

Alan tanımak neden önemli biliyor musun? O alanı kendisine tanısa bu halde olmayacaktı ama bunu ona söyleme. Zor durumda olan birine biliyorum kötü hissediyorsun denmez. Öyle hissediyor o zaten. Bazı şeyleri dillendirmesen de olur. Yanındayım, birlikteyiz, herkese misafir olarak gelebilir bu rahatsızlık, herkes yaşayabilir, hayatta her şey bizim için, geçecek göreceksin, birlikte atlatacağız, her şey güzel olacak biliyorum. Bugün olmak zorunda değil ne zaman hazır hissedersen bu misafir gidecek biz de ortalığı toparlayıp keyif çatacağız de. Ağlayacak, inanmaz gözlerle bakacak belki ama inan iyi gelecektir zamanla. Sen ona iyi geleceksin. İlaç gibi geleceksin. Sahte teselli ya da güç verme cümleleri ile sürekli kendini savunmasına, açıklamasına sebep olmaktansa böyle yardımcı olursun.

Büyük hedefler koyma.

İlaç demişken ilaçları varsa ilk etapta aşırı takatsiz olabilir gerekirse takip et ve sen almasını sağla. Evini derle topla, yemeğini yap ilk zamanlar. Yardım aldıkça ya da iyi oldukça yani hazır olduğunu gördüğünde sana katılmasını sağlarsın belki. Bunlara çok ihtiyacı olacak. Ama ona büyük hedefler koyma, hali olmadığını unutma. Seviyorum seni, çok değerlisin, geçecek de. Bir kişi ona inansa bile iyi gelir.

Korkma, izin ver ve kolaylaştıran ol zorlaştıran değil.

Alan aç ona. Bırak debelensin. Onca zamandır kendini göz ardı etmiş. Kendini atmış arka koltuğa. Ön koltuğa geçip deli gibi arabayı kullanacak ve çarpacak duvar arayacaksa sen duvarı yumuşat, yastıklar, pamuklarla beze duvarı çaktırmadan. Çarpanın etkisi olmaz mı olur elbet. Yara kötü değil, izi kalır ilerde bakıp hatırlar bir daha olmasın diye. Yaralar derslerimizdir. Ama buna ihtiyacı varsa kolaylaştıran ol zorlaştıran değil.

Biraz empati, biraz ne durumda olduğunu anlamakla oluyor her şey. Biraz kelimelerin gücünü anlayıp doğru kullanmakla, biraz nasıl yanında olacağını bilmekle…

Kelimeler!'' albayım. Hangi anlamda kullanıyoruz onları?'':Tehlikeli Oyunlar döner kelimelerde sevgili dinleyen oralara girmemek girdiysek,  Tehlikeli Oyunlar’dan çıkmak lazım. Taa ki Tutunamayanlar tutunacak günü bulana dek..

 

Soru ve Önerileriniz İçin Bize Yazabilirsiniz

Her an her yerde bir telefon kadar yakınız