Aldatma çift olma sürecinde konuşulan bir konu değil maalesef….

Çiftler ya da çift adayları arasında tekinsiz konular vardır. Üzerinde gölgeler gezinir bu konuların. Eğer konuşulur ve her iki taraf aynı görüşte değilse ciddi kırıklar oluşur ve bilirsin ki kırıklara rağmen yürümek çok zordur. Yok sayıp adım ataya devam edemezsin. Aldatma konusu da bunlardan biri. Takdir edersin ki ilişki başında burcunu sorar gibi aldatma hakkında ne düşünüyorsun diye soramaz insan. Ya verdiği cevap beni üzerse der ve susar bir taraf. Aşırı popüler bir konuşma başlığı değil yani.

Herkesin bir yerinden tutup bir yere varamadığı bir konu aldatma ve fark ettik ki kimse görüş birliğine varamıyor. Neyin aldatma sayıldığı konusunda partnerinle görüş birliğinde misin mesela? Yani eşin, sevgilin ne yapmış olsa seni aldatmış olur?

Sana göre ne aldatma sayılır?

Sadece bu sorudan kızılca kıyamet kopuyor. Kimine göre aklından başka birini geçirip hayal etmek bile aldatma sayılır. Kimine göre duygusal ilişki yoksa, tekrar etmiyorsa, sadece cinsel içerikli bir durum varsa bunu beyaz aldatmadır . Evet, doğru duydunuz beyaz aldatmalar. Yalanın olduğu gibi aldatmanın da beyazı ve kırmızısı var. Bana soracak olursan aklanabilir olan durumlara beyaz aldatma deniyor ya neyse. Yani soru şu eğer cinsel birliktelik yaşanmadı ise aldatma sayılmaz mı? 

Kadınlara sorsak…

Yıllar içerisinde seanslarda gördüğüm: Kadınlar açısından bakıldığında pek çok kadın için şans verecek olsun ya da olmasın eğer 3. kişiye bir şey hissediyorsa bu daha yaralayıcı geliyor. “Bir kerelikti, sarhoştum ya da şeytana uydum” gibi cümleler tatmin etmese de acıları azaltıyor. Burada kadınların erkelerden başka şeylere odaklanması var çünkü.  Bana söylediği sözleri, benimle paylaştığı anıları, geçirdiği özel anları karşı tarafla da geçirdi ise partnerim ile geçmişte yaşadığı her şey bir anda değersizleşip önemsizleşir diyor. Diğer taraftan aklından başka birini geçiriyor, tek bir duygu hissediyor ya da başkasına dokunabiliyorsa dahi bunun tartışmasız şekilde ilişkiyi bitiren bir şey olduğunu düşünen kadınlar da var.


Erkeklere göre…

Erkeklerin ilk takıldığı şey ise partnerinin cinsel birliktelik yaşayıp yaşamadığı. Eğer kadın aşık oldu ve onun üzerinden gidiyor, yazışıyor, arada yüz yüze görüşüyorsa kendisine dönüp eksik arıyor ve bunu atlatabileceklerine inanıyor. Ama cinsel birliktelik yaşandı ise bu erkeği inanılmaz derinden yaralıyor. Çoğu erkek,  bir kadın başka birine dokunabilirse geri dönüşü olmayacağına inanıyor çünkü. Erkeklerden duyduğum, duygular dönüşebilir ama dokunuşların geriye dönüşü yok. Oysa yatsınlar ama aşık olmasın ne olur diyen erkeler de gördüm. Toplum tersini gösterse de terapi odasında erkekler de kadınlar kadar aldatmaya rağmen ilişkiye devam etme meylinde inanın.

Aldatıldığını kimse bilmese mesela, hafifletici bir şey midir bu?

Hatta bu bambaşka kıyamet sorusu. Aldatıldın ama sen ve eşin, sevgilinden başka kimse bilmiyor. Bu şans vermen için hafifletici bir neden midir? Terapi odasından soruyorsan özelikler erkekler devam etek istiyorsa duyulmamış olması olayı iç mesele kılıyor ve devam etmelerini kolaylaştırıyor. Aksi durum bizim gibi ülkelerde erkeği inanılmaz aşağılayan bir hale getiriyor çünkü. Kadınlar duyulsa da erkeğe tolerans tanıyan bir yapı olduğundan olayın duyulmasından ötürü erkekler kadar yara almıyor bazen. Erkekler duyulunca devam etme konusunda baskı görüyorlar. Ama burada anlattığım her şey seans odasından tamamen herkesin kendine özgü biricik hikayesinden yola çıkarak elbette. 

Ben bunları anlatırken bile aranızda hadi canım sen de öyle saçmalık mı olur diyen kaç kişi var? Çok değil mi? Ben de anlattıklarımı genel geçer diye anlatmıyorum zaten. Nasıl girdap, nasıl çıkmaz sokak bir konu olabileceğini belirtmek için anlatıyorum bu şekilde. 

Neler neler, ne bahaneler üretiliyor aldatma için. Erkeklerin tek eşli olamayacağı, evrimlerinin böyle olduğuna dayanan çiftleşmeci görüş var. “Eşim, sevgilim bana ilgi göstermediği için gönlüm başkasına kaydı” cılar var.  “Aramızda tensel bir şey olamıyordu Benim de ihtiyaçlarım var” cılar var. 

Aldatılan Terapi odasına gelirse…

Genelde terapi odasına gelen aldatma durumlarında aldatılan zorla gelmiştir. Bazıları zorla gelmiştir ama hala sevmekte ve derin acı çekmektedir. Lütfen söz konusu aldatılma ise büyük konuşma. Çünkü gerçekten hayat ne getirir bilemezsin. Eğer gerekçe kuvvetli ise karşındaki terapi odasına gelir. Çünkü bazı aldatmalar yardım çığlığı gibi olur. Kişi ondan vazgeçen partneri onu görsün diye çırpındıkça görünmez olur ve görünür olmanın yolunu biri ile mesajlaşmak ya da yazışmakta bulur. Zaten ötesine pek gitmez ve nedense en kısa sürede yakalanır. İşte o noktada şans verme konusu kişinin en büyük sınavı olur. Hatta sıradaki soruyu getiriyor “şans verme sorunsalı”.

Aldatan defalarca seni ilişkide sorun olduğu için uyardı ise senin de payın vardır mı diyeceğiz?

Karşındaki ilişkinin yokuş aşağı yuvarlandığını söylüyor, seni sürekli canlandırmaya çalışıyor, elinizden tutmaya çalışırken sen onu itiyorsan ya da yolunda gitmeyen şeylere gözünü kapatıp, kulağını tıkıyorsan bir noktada karşındaki pes ederse ne olacak. O zaman ne diyeceğiz? İlişkide kolaycılık yapan, alışkanlıklara yatan biri olduğunu düşün. Aldatılanın da payı var diye yola çıkıp sorgulayabilir miyiz? Aldatmayı ne mazur gösterir? Bu durumda af kapısı açık, şans verme imkanı olası mıdır?

Aldatıldığında dünyan yıkılır!

Öyle bir olay ki aldatılma, kendine ve dünyaya olan güvenini de, sevgini de felç eder. Cinayete teşebbüs değil midir, tasarlayarak adam öldürmeye çalışma? Katil adayınla karşı karşıyasın, ortada bir cinayet teşebbüsü var ama şikâyet edecek yer olmadığı gibi herhangi bir cezası da yok. Geçmişin samimiyetini, şimdiye inancı, geleceğe umudu bitirir. 

 

Aldatıyorsun da ona ne yaptığını biliyor musun?

Aldatana diyeceğim, gerekçen ne bilmiyorum ama yakalanmadıkça bu işi yapmaya devam edeceksen de sonunda şu olacak. Bir an sadece bir an yakalandığını ya da karşındakine onu aldattığınızı itiraf ettiğini hayal et. İlişkinin kolonları, istinat duvarı çökerken altında kalışını izleyen bir insan karşında. O anı geriye sarıp hiç duymamış olmayı tercih edecek. İlişkinin en berbat haline bile razı yeter ki duydukları gerçek olmasın. 

Muhtemelen ilk tepkisi sorgulamakla öfkelenmek arası olur. Sonra neler olur biliyor musun? Hatayı kendisinde arar. Daha mı az güzeldim / yakışıklıydım, bir şeyleri eksik mi yaptım? Sevdiği yemekleri yapmadım, istediği sözcükleri söyleyemedim, ona şiir yazmadım…  Sonra akla acıyı dindirecek çözümler gelir. İntikam! Yani ya 3. Kişiyi rezil edecek ya da aynını partnere yaşatacak. Acı ile nelere sarılacak bir düşün. 

 

Bak bu bir yas süreci ve sen bu acıyı dibine dek yaşamalısın!

Yıllar içinde terapi koltuğunda çok fazla acı çeken insanlara tanık oldum. Aldatılan insanlarını her zaman en üste koyabilirim. Neredeyse bir yakını kaybedenlerin duyduğu acıya yakın. Çünkü aldatılan eski partneri ve ilişkisi ölmüş gibi hissediyor ve bu da onun için yas.

Eğer aldatıldığını öğrendiysen bir an için lütfen düşün. İntikamı alınabilecek bir şey değil, takası yok bunun. Ne yapsan acısı senden çıkar sonunda çünkü. Kaybedilen o kadar büyük ki o kaybın takası yok. Bir de bir başkasının hatasıyla bir diğerini üzmek, bir diğerini eskisinin hayaleti ile savaştırmak neden? 

Acı çekerken karar verme! Sana faydası olmayacak şeyler yapman daha çok acıtacak seni.

Kafandan dönüp dolanıp seni en çok acıtan şeyi çıkar öncelikle. Sana hiçbir faydası yok intikamın. Ne acını azaltacak ne de sonrasında atlatmana yardımcı olacak.  Sonrasında unutma ki herkesin ilişki hikâyesi kendisine. Konuşmak iyi gelir ama aldığın tavsiye tek kullanımlık, o kendi penceresinden, kendi ilişkisinden bakıyor olaya.  Sana tavsiye verenin ilişkini bir an için düşün alıcı gözle ve kendini o ilişkide hayal et. Edemezsin, o halde o tavsiyeyi de kabul edemezsin. Ne karar vereceğini sen belirleyecek, süreci sen değerlendireceksin. 

O yüzden acınla baş edemediğin noktada lütfen profesyonel destek iste. Senin ilişki hikâyeni aldatma konusunda bambaşka bir karar vermene neden olabilir.

Aldanan sen değilsin, yalan söyleyerek kendisini kandıran o…

Ve kendine şunu sürekli hatırlat. Aldatan kendisi inandığı ve seni inandırdığı müddetçe kendi yalanına inandır. Yani onun kendi gerçeği var, tek başına inandığı bir yalan var ve sen aldanan değilsin. Aldatan aldanandır demek bundan. Hatta aldatılan yoktur güvenen insan vardır lafı da bundan.  Yakalanana dek marifet sandığı şey aslında koca bir acziyet. 


Hataların, eksiklerin vardır ama suçlu sen değilsin!

Aldatan sen değilsin, yalan söyleyen sen değilsin, sen suçlu değilsin! Hataların var mıdır elbette vardır. Ya eksiklerin? Hangimizde yok ki? Mutlaka vardır. Sana bunları söylememişse bilemezsin. Söylemişse ve bir şey yapmadıysan gitme hakkı vardı, ilişkiyi bitirme hakkı vardı, bitirip gidemiyorsa kendisini senden mahrum edip gider gibi yapma hakkı vardı. Yapmadı ya da yapamadı. Bu senin eksiliğin, hatanla açıklanacak bir şey değil. 

Ne karar verirsen ver seçim senin, bu hikayede karar verecek olan sensin.

Her ne karar verirsen ver bu karar sana ait. Sadakatsizliği asla affetmem diye zamanında büyük konuşmuş olabilirsin ama hikâye öyle bir yerdedir ki affedersin. Erkekler için cinsellikle sevgi aynı şey değil, sevmeden sevişebilirler ya dersin başına gelir affedemezsin. Sen o cümleleri kuran sen değilsin, zamanla değiştin, üzerine de bir artçı şok yaşadın. Her şey olabilir. Kendine zaman ver önce. 

Acını yaşayacak ve ayağa kalkacaksın….

Acın büyük çünkü kaybın büyük, ağlamakla etrafı yıkmak, arayıp özledim demekle belalar okumak arasında gidip gelmen muhtemel. Hiç geçmeyecek gibi gelecek, bazı danışanlarımın söylediği gibi fiziksel acı çeker gibi olacaksın belki.  Ama bir haberim var ki sana geçecek! İnan geçecek! Belki daha zor güvenecek, belki daha detaylı inceleyecek belki zor inanacaksın ama geçecek. Bunu pek çok kez daha başka başka konu başlıklarında duyacaksın benden, sen varsan senin gibi insanlar da vardır. Tekrar ayağa kalkacaksın. O yüzden profesyonel destek almalısın zaten. Seni zehirleyen, bundan sora ilişkilere baktığın çerçevenin köşelerini sivrilten, kenarlarını kalınlaştıran şeylerin ayarı kaçmasın diye. 


Belki biraz zor olacak ama…

Çerçeven değişecek, içine girmesi daha zor, kenarları daha kalın olacak belki ama değişen, dönüşen hali ile yenilenecek her şey. Pek çok danışanımla bunu yaşadım. Bir daha asla körü körüne bağlanmadılar ama tasarlayarak adam öldürmeye teşebbüs eden eski sevgililerine teşekkür edenleri gördüm sonrasında. Bazen bir yalan daha güzel gerçekleri görmeye vesiledir çünkü.

Geçecek ve tekrar ayağa kalktığında yeni çerçevenin içine çok güzel resimler koyacaksın. Çünkü: geçse de yolumuz bozkırlardan denizlere çıkarlar sokaklar…

Soru ve Önerileriniz İçin Bize Yazabilirsiniz

Her an her yerde bir telefon kadar yakınız