Herhangi bir fiziksel rahatsızlığın yok eminsin ama sürekli yorgun ve halsizsin. Aşırı uykusuzluk ya da uyku hali yaşıyorsun, ağrıların var, iştahında artış ya da azalma gözlemliyorsun, aşırı tepkiler gösteriyorsun ve harekete geçmede sıkıntı yaşıyorsun. Neler oluyor? Bu yaşadığın şeyin devasa bir adı var:  duygusal ve ruhsal yorgunluk. Henüz bunu bir hastalık olarak görmeseler de önce psikolojik uyum sorununa, üzerine gitmezsen tükenmişlik, depresyona varan psikolojik hastalıklara dek ilerliyor.

Duygusal Yorgunluk nedir? İnsan Duygusal ve Ruhsal olarak nasıl yorulur?

Özellikle kaygı, korku, stres gibi aşırı derecede sıkıntıya sokan durumlar arttıkça huzursuzluğun artar ve istediklerine, amaçlarına, hedeflerine ulaşma konusunda engeller görür uyum sorunları yaşamaya başlarsın. Bunların hepsi sende zihinsel, ruhsal ve psikolojik sıkıntı yaratır ki duygusal ve ruhsal yorgunluğun başlangıç aşaması budur. Hastalıkla gelen yorgunluktan farklı olarak gözünü açtığın an harekete geçmede isteksizlik vardır ve gün içinde artarak neredeyse gün sonunda hiçbir şey yapmayacak denli isteksiz olursun. Dinlenmek durumu daha da zorlaştırabilir bile çünkü dinlenirken kendini de dinlersin. Unutkansındır, dikkatte güçlük çekersin, motivasyonun düşüktür, nedensiz ağrıların vardır. Hiçbir şey yapmazken nasıl bu kadar yorgunum anlamıyorum dersin.

İnsan bunu neden yaşar?

Eğer bunları yaşıyorsan ruhsal ve duygusal yorgunluk yaşıyorsun demektir. Peki neden yaşatıyor insan bunu kendine. Uyusan, dinlensen bile takatin olmayacak denli yorgun yapan ne seni? Bir kere modern yaşam sürekli hareket halinde olmaya zorluyor insanı. Yani ancak bir şeyler yapıyor, üretiyor ve başarılı görülüyorsan yaşıyorsun. Her zaman bir şey üretmek ve mutlaka üretimi başarı ile taçlandırmak gerekliymiş gibi bir algı var. Mesela şu dönemde paylaşım mecralarından gelen bombardımana bakın. Danışanlarımdan artık belli hesapları itici oldukları için takip etmediklerine dair serzenişler duyuyorum. İtici gelmeye başladı çünkü herkes dar alanda kısa paslaşmalar halinde bile neler neler yapıyor değil mi? Gördüklerin buzdağının görünen bir kısmı sadece. Görmediğin alanda neler oluyor. Her şeyi aynı anda yapıp, hepsinde başarılı olmalısın gibi bir algı var. Bilgisayarda aynı anda onlarca program açıp çalıştırmayı denesene bir bak bakalım neler olacak? Öyle bir şey yok. Haftada 2 video, 2 poadcast çekiyorum ve blog yazıları atıyorum. Bir yandan efsane yemekler, pastalar yapıp, okuyup, spor yapıp, süper annelik edip çocuklarımla kaliteli vakit geçirip harika bir eş olmam mümkün mü? Zaman zaman birini yaparken diğerini yapmıyorumdur ve birine alan açarken diğerine kapatıyorumdur değil mi? Yoksa gün sana 24 saat bana 48 saat olmalı ya da belki de yüzlerce yardımcım vardır. 

Belki de her şeye yetişip her şeyi aynı anda yapmak istiyorsun?

Feragat etmeden bir hayat yaşamak mümkün değil. Bunu başarısızlık ya da üretememek olarak görmek neden? Birileri buna başarısızlık diyorsa eğer başarısızlık da hayatın kocaman bir parçası. Çünkü her seçim diğerinden vazgeçtiğin için bir kaybediş ve bazı kaybedişler çok güzel. Çocuğun için vazgeçtiğin bir davet onla vakit geçirirken sana sarıldığı anda zafere dönüşebilir. İş için vazgeçtiğin bir seyahate üzülürken elde ettiğin başarı ile harcadığın her ana tekrar tekrar teşekkür edebilirsin.

Ya bunca fazla şeyi gereksiz yükler alarak, dinlemeyerek sen kendine veriyorsan?

Belki sadece yorgunsun? Her gün boğazına çeken şu sistemde nefes alamıyorsun belki. Herkes sıfır şikayet yüzde yüz memnuniyetle hayatına devam ettiğinden durup kendine kulak verme şansı da tanımadın belki. “Acı yok Rocky” diye diye kendine yorgunluğu hak olarak bile tanımadın kim bilir. Ya da kahramanlık ve fedakarlık senin göbek adın ve sen sorunun farkında değilsin? Çünkü her zaman herkese ve her şeye yetişmeye, herkesi kurtarmaya çalışan bir kahramansan yorgunluk seni bitirir. Sorumluluğun fazlası omuzlardadır, ruhen de bedenen de ağrı yapar. Bir öğrenci olduğunu düşün.  Çok fazla, ağır ödevler ve sık sık yapılan sınavlarla karşı karşıyasın ama sürekli düşük notlar alıyor, asla onca çalışmanın emeğini göremiyorsun ve hiç itirazın olmayacak öyle mi? Ne yapacaksın, hayat yolculuğunda öğrenmeyi, sorumluluk ve ödevleri mi bıraktım deyip kendinden vaz mı geçeceksin? 

Ya bu ödevleri, sorumlulukların büyük kısmını kendi kendine veriyor ve duygusal olarak dinlenmeye fırsat tanımıyorsan?  İşte o zaman duygusal olarak yorgunluk ve çökkünlüğe giriyorsun. 

Her daim herkesle bağlantıda kalmayı akışta kalmak sanıyorsun ama bu seni kendi akışından uzaklaştırıyor.

Bir de devamlı bağlantıda olma sorunu var. Sürekli işinle, arkadaşlarınla, sosyal paylaşım mecraları ve iş kanalları üzerinden bağlantıdasın. Takip etmeye, dahil olmaya çabalarken kendinden verdiğinin farkında olamıyor, hayır diyemiyorsun belki. Yorgunluktan öldüğün halde eve misafir kabul ediyorsun, o doğum günün illaki gidiyor öncesinde hediye almak için girdiğin AVM yüzünden fazladan bir saatin trafikte geçiyor. Ben ne istiyorum dan çok diğerleri ile bağlantıda olma ve onları takip etme çaban seni aşağı çekiyor. Kendinden uzaklaştırıyor bu durum seni. Kendine bakmayı unutuyorsun. 

Doğaya kaçmalar, uykuya sığınmalar, pat diye şehir ya da ülke değiştirmeler, bir ilişkiden çekip gitmeler nasıl oluyor sanıyorsun? Kendinle didişerek çırpınmandan, herkesi takip edeceğim derken kendinden uzaklaşmandan, kendini izlemeye, dinlenmene izin vermemenden…

Sonra: yorgunum. E yorulursun…

Duygusal ve Ruhsal Yorgunluk anlayabilene bir mesajdır!

O yorgunluğun sana bir mesajı var. Eğer böyle devam edersen ya bedenen ya ruhen rahatsızlanacaksın. Kendine bakmaz, kendini korumaya almaz ve aynı çizgide ilerlersen bu şekilde devam etmen mümkün olmayacak. Çünkü bedenin de ruhun da bir kapasitesi var. Ve Fatma Torun Reid’in söylediği gibi “Ruh susarsa beden konuşur”. 

Ruhu dinlemez ve dinlendirmezsen hayat seni bir hastalıkla mıhlar yerine. Nerden çıktı bu dersin ama aslında sebep belli. Senin becerememek, başarısızlık olarak gördüğün şey belki de sadece kendine yorgun olma hakkı vermemen. Yani duygusal yorgunluk sana bir hata düzeltme mesajı. Hem uyum sorunu, hem sorunun çözümü: cevap sorunun içinde bakmayı görürsen. Kendine dikkat etmek, durup kendini değerlendirmek, kendini takdir etmek belki de kendini şımartmak ve kendine şefkat göstermek için. 

Sen bir makine değilsin!

İlk öğrenmen gereken şey her zaman her yerde hazır ve nazır olmak zorunda değilsin. Her şeyi aynı anda yapıp başarmak zorunda değilsin çünkü sen bir makine değilsin. 

Ne yapmalı peki? Yapacağın pek çok şey var. Eğer aşırı uyarılma dediğimiz stres, kaygı, korku ortamlarına çok maruz kalıyorsan ilk önce bunları gözden geçir. Kimler ve neler seni stres ediyor bunları belirle. Terapinin ayağı yere basmalı, sana üstten bakan öğütler vermeye niyetim yok. Eğer duygusal şiddet gördüğün, seni strese sokan bir iş, arkadaş, ya da belki belli aile ortamların varsa her zaman uzak durman mümkün değil elbette. Zorunlu haller hayatın parçası. Ama dengeyi öğrenebilirsin. İşteki stresi evde, ailenin belli yerlerinde yaşadığın stresi, kaygıyı sosyal ortamın ya da bireysel olarak yaptığın aktivitelerde dengeleyip orada huzura kavuşabilirsin. Hayatında yönetebileceğin bir alan illaki vardır ve orada nefes alarak dengelenmeye çalış. Her yerde savaşıp psikolojik olarak sağlıklı kalman mümkün değil. Bu kadar savaşa o yorgunluk az bile.

Duygularının, Ruhunun, Zihninin de bir kapasitesi var unutma.

Bir diğeri hemen ama hemen kendini biraz dinlemeye başla. Hiçbir zaman geç değil çünkü kendini anlayıp ne istediğine kulak vermediğin her an zihinsel ve duygusal bakiyenden yiyeceksin. Evet,  tıpkı nefesimiz, bedenimiz gibi zihnimiz ve duygularımızın, psikolojimizin de bir kapasitesi var. Hafif sıklette güreşirken ağır sıklet bir rakip istemezsin değil mi? İşte kendini, güçlü, zayıf yanlarını bilek bu yüzden çok önemli. Doğru iş, doğru etkinlik, doğru hedeflerle başarılı olacağın bir kapasiteyi sende olmayan özelliklerin ve muhtemelen kötü sonuçlanacak işlerin yoluna harcaman depresyona dek sürükler seni. Boş yere kürek çekip sonuç almadığın için yorulman da cabası. Yani bedensel, zihinsel, ruhsal kapasiteni boş yere ve hor kullanma lütfen.

 

Ne harekete geçirir seni peki? Ne motive eder?

Seni harekete geçirecek şeyleri keşfetmek için kendine imkan ver. Neyi yapmak seni yataktan kalktığında motive eder, neyi tutku ile yaparsın? Sana keyif veren şeyler neler? Tek bir şey bile tam olarak ayağa kalktım diyene dek enerji toplaman için bir adım. Tutkuyla yaptığın, severek ilgilendiğin şeyler yormaz seni, aksine şarj olursun. Ayrıca bazı şeyleri itire ittire de olsa yap. Beden izin vermiyor modern zamanda bazı şeylere. Hareket etmeye zorla kendini. Spor merkezine verecek ya da zamanın yoksa arabanı uzağa park et, otobüse iki durak öteden in ya da 3 durak geride in yürü. Asansör kullanma ama bedene o hareketi ver. Zihnin çalışırken bedenin hantal kalmasın. Zorla kendini bir film izle kafanı dağıtacak. Birkaç sayfa da olsa sevdiğin bir konuda oku. Yeni kapılar eskilerinin yıpranmışlığından korur unutma.

Her şeyi kötü yapman mümkün değil! Yeterince görüyor musun yapabildiğin şeyleri? Takdir edebiliyor musun?

Ve belki de hepimizin içinde olması gereken başka bir konu: minnettar olmak, şükretmek. Karşınıza her zaman çıkan bir kavram değil mi? Kendinize ve hayatınızda başardıklarınıza karşı bir bakış açısı geliştirmek. Takdir etmeyelim mi azıcık kendimizi. Şu dünyadaki çabamızı taçlandırmayalım mı biraz? Sürekli beceriksiz ve başarısız olman mümkün değil inan. Mutlaka yaptığın iyi bir şeyler, ürettiğin artı değerler var. Belki kötü eştin ama iyi babaydın, anneydin. Belki işinde aşırı iyi değildin ama harika bir iş arkadaşı, şahane bir dert ortağı ve motivatördün. Belki komşuluk edemedin ama sokak hayvanlarının başını okşayıp besledin, her sokağa girdiğinde selam durdular sana. 

Her zaman her yerde başarılı olamayacağın gibi her durumda başarısız olman istatistiki ve insani olarak mümkün değil. Hiçbir şey bulamazsan yalnız olmakta başarılısındır ki şu süreçte yalnızlık sınavını da başarı ile veremeyenler var. Yalnız kalabilmek, kendinle vakit geçirip keyif alabilmek de yetenektir.

Haydi buyur et kendi hayatına kendini…

Eğer ruhsal ve duygusal olarak yorgunsan lütfen cevabı içinde olan bu sor içerikli mesaja kulak ver. Zaten çözümü ile sana gelmiş, yapman gereken tek şey kapı içeri buyur etmek. Çözümü değil KENDİNİ…


Soru ve Önerileriniz İçin Bize Yazabilirsiniz

Her an her yerde bir telefon kadar yakınız