Biliyorsunuz kişisel başarı hikâyeleri, başarı öykülerinden ilham almak özellikle TEDX konuşmaları ve benzeri organizasyonlardan sonra oldukça popüler hale geldi. Sosyal medya da büyük ölçüde öncülük ediyor bu işe. Vay be diyerek pek çoğunu keyifle dinliyor, bir terapist olarak kimilerinin kitleleri etkilediğini, hatta zaman zaman harekete geçirdiğini görüp feyz alıyorum. Zaten işin özü ve en güzel tarafı bu değil mi? 

Biz insanların en büyük özelliği düşünürken canlandırabilmemiz. Birisi hikâyesini anlattığında hikayesi gözümüzde bir film şeridi gibi sıralanıyor ve anlama bürünüyor. Umutsuzluk içinde iken birden karşına Ampüte Milli Takım çıkıyor mesela. Koltuk değneği havada sembol resmine iliştirdiği sloganı ile Neslican Tay: ben bir bacaktan daha fazlasıyım! deyiveriyor ekrandan, çivileniyorsun olduğun yere.  Ya da sen gibi hikâyesi olan birisi yaptıklarını sunuyor sana. Hadi tam da o sırada bir yerlerde “yapamam” diyen birini düşle. Birden kendisi gibi birinin yaptığını görüyor. Duruyor. Bir an için, sadece bir an, “acaba, hakikaten mi, olur mu ki, yapabilir miyim?” dese bundan daha büyük bir etki olabilir mi?

Ben buna yansıma etkisi diyorum: kişilere lunaparktaki aynalara bakıyor olabildiklerini anlatmak. Ya sorunları dev aynasında, imkânlarını daha küçük gösteren aynalarda görüyorsan?

İlham veren örnek kişi değil, “Ben yaptım gördün mü sen de yapabilirsin” demek değil. Bir insana yanlış aynalara baktığını gösterebilmek.  Gerçek hikaye aynasını değiştirme gücü için kendine şans tanıması konusunda yüreklendirir. Yargılamaz, yapamadıklarının altını çizmez. Aksine “Yapabileceklerine dik gözünü, yaptıklarından güç alacaksın ve yapamam dediğin ne varsa alt etme gücü bulacaksın” der.

Bu ülkede kişisel gelişim adı altında pek çok şey neden rayına oturmuyor? İşte bu ilham verme mevzusunun yanlış anlaşılmasından. Üzüm yiyeceğim diye bağcıyı döven sözde ilham perilerinden. Sosyal medya platformlarında, görsel ve işitsel paylaşım araçlarında gördüğüm “hey ne duruyorsun be at kendini denize” diye seslenen empati yoksunları insanları depresif ruh hallerine sokuyor. Ya yüzme bilmiyorsa arkadaşım? Ya hikâyesinde durmasını gerektiren bir şey varsa ve sen onu cesaretlendirmiyor aksine ezerek içindeki azıcık enerjiyi alıyorsan? Demem o ki mesajların bir yerlere ulaşır, illaki ulaşır, o yüzden özellikle kitleleri etkileme gücün varsa lütfen bir şeyleri söylemeden önce en az iki kere düşün. Önemli olan mesajlarını iletmek mi, doğru iletmek mi? Herkesin bir hikâyesi var, bazı hikayeler bazen başka mesajlara ihtiyaç duyar. 

Bir sosyal medya bombardımanı var gördüğüm.  Yaptıkları ile sana örnek olmak adı altında yapamadıklarının altını çizenler, seni durduğun köşede daha da büzüştürenler. Sen yataktan sürüne sürüne kalkmış, neyi nasıl yapacağını bilmeden bir şeylerin peşinde sürüklenirken sana hayatını heder ettiğini, durduğun her gün kaybettiğini, rutin bir hayatın kölesi olduğunu hatırlatıp duranlar. İçinden çıkmaya çalıştığın çukurun kıyısına tek elle tutunmuşken parmaklarına basanlar.  İlham vermek bu mudur? Danışanlarım seanslarda herkesin şahane ve parıltılı bir hayatı varmış da bir tek kendileri soluk hayatlar yaşıyormuş gibi hissettiklerini söylemeye başladı. İnsanlara depresyondan çıkın mesajı vereyim derken onları depresyona sokabileceğinizi biliyor musun?

Birisi kurumsal hayattan sıkılıp yüreğinin götürdüğü yere gitmiş. Bir diğeri modern seyyah olmuş, yollara düşüp sıra dışı ve çarpıcı örnekler üzerinden aslında dünyada ne kadar az yer kapladığımızı anlatma derdine girmiş. Bir başkası içsel yolculuğa çıkmış, hayatın anlamını başka yerde arıyor ve bize de ışığını yansıtma peşinde. Eline kamera ya da mikrofon almış bir diğeri, anlattıkları ile artı değer yaratmaya çalışıyor. Bunların hepsi ait olma, kimlik edinme, fark yaratma isteğimizin kaçınılmaz yansımaları ve iyi ki varlar. Hatta söylemeliyim ki ben de poadcast ,video çekip bir şeyleri aktarma derdine düşen; okuyan, fırsat buldukça seyahat eden ve farklı anlam arayışlarına giren biriyim. Benim şu an yaptığım da çok farklı bir şey değil. 

Sorun ilham vermeye çalışmak değil. Sorun söylemde, sorun yapabilirsin derken kendi şartlarını dayatmada. Sorun “yapabilirsin” diyorum sanırken bilip bilmeden “Yapamıyorsun çünkü yapmıyorsun, tembelsin, güvendiğin alandan çıkmıyorsun” diye alttan alta ezen, ötekileştiren cümlelerde. Üstelik bu modern zaman gurularını eleştirmek de en büyük günah. İlham verme konusu o kadar kutsal bir yerdeki bu insanlara bir eleştiri getirdiğinizde bambaşka bir yazı konusu olarak hemen sosyal medya şiddeti geliyor: linç. “Bu adamın/kadının yerinde olmak için neler vermeyecek adamlar gelmiş burada yorum yapıyor”. İyi de güzel insan, birisi siz kasıla kasıla bir şey anlatırken “Güzel diyorsun, hoş diyorsun ama bir de bu yönü var öyle düşün” dediğinde gerçek bir duraklama gerekmez mi? İnsanlığı farklı yollardan anlamaya, hayatı farklılaşarak anlamlandırmaya çalışan modern zaman dervişliği ile çelişmez misin bunu yapmadığında? Işık olayım derken daha da karanlığa sürüklemez misin? 

İlham veren hikâyeleri herkes sever. Ben de bir gün gerçekten ilham veren biri olarak anılmak isterim. “Oldum” demek değildir ama “olmaya giden yolda büyük güç verir, birilerini de “olma” konusunda tetikler belki. Sadece şuna dikkatini çekiyorum arkadaşım, herkesin elbisesi kendine göre dikilmiştir. Mesajın “Ben yaptım sen de yaparsın hadi kaldır bedenini şeklinde olmasın”. Senin yerinde olsam kendi hikâyemi dayatmak yerine kendisine bir hikâye yazması için cesaret verirdim.  Nasıl mı: “Sevgili okuyanlarım, benim cesur danışanlarım, danışan olmak için cesaret toplayan sevgili takipçilerim: benim hikâyemdeki zamanlama bana uydu. Ben o sırada kalkacak gücü buldum ve ufak adımlar attım. Sonra daha büyükleri geldi. Ben hazırdım, doğru zamandı, belki BUGÜN değil ama BİR GÜN, hazır olduğunda en küçük adımla başla. Unutma bu hayatta binlerce kez düşüp, çok minik adımlar attıktan sonra yürümeyi öğrendin. Yani daha yapabileceğini düşünecek bilinçte değilken bile yaptın. Bu yetenek de deneyim de sende var. Her adımın güç versin sana. O güçle daha büyük adımlar at. At ki yeni bir şey çıksın. Küçük hamleleri küçümseme, birleşip kocaman bir hikâye olacaklar. Sadece sana ait bir hikâye! Ve o zaman paylaş, paylaş ki başkalarına destek olsun”…

Benimle de paylaş olur mu, heyecanla bekliyor olacağım… 

ümranörkünonline

Soru ve Önerileriniz İçin Bize Yazabilirsiniz

Her an her yerde bir telefon kadar yakınız